Prof.Dr.M.Behçet SEVİN
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı


Periferik arter hastalıklarında anjioplasti

Periferik arter hastalıklarında anjioplasti

Kliniğimizde uygun olan vakalarda periferik arter stenozlarında ve periferik arter anevrizmalarında stent greftleme işlemi başarıyla gerçekleştirilmektedir.



Endovasküler (Damar İçinden) Tedaviler

Damar hastalıklarının endovasküler yolla tedavisi 1960 lı yıllarda Amerikalı bir radyolog olan Charles Dotter' in ilk anjioplasti işlemini gerçekleştirmesiyle başlamıştır. O tarihten sonra özellikle son 20 yılda tıbbi teknolojilerdeki baş döndürücü gelişmelere paralel olarak endovasküler tedavi yöntemleri de hızla yaygınlaşmıştır. Günümüzde endovasküler tedavi yöntemleri bir çok hastalık grubunda cerrahinin yerini almıştır. Bu yöntemlerin en önemlileri aşağıda sıralanmıştır.

Anjioplasti: Perkütan Transluminal Anjioplasti (PTA) ya da kısa ismiyle anjioplasti, "damar tıkanıklıklarını damarın içinden açarak damara yeni bir şekil verme" anlamına gelir. Anjioplasti için, ilk önce vücuttaki ulaşılması kolay damarlardan birine lokal anestezi altında girilerek ince bir kılıf yerleştirilir. Girişim için en çok tercih edilen damar kasık veya kol damarlarıdır. Çünkü bu damarlar yüzeye yakın ve yeterli genişlikte olduklarından girişim kolaydır ve bu damarlardan vücuttaki her damara kolayca ulaşılabilir. Ayrıca işlem bittikten sonra, arkalarındaki sert kemik dokudan dolayı rahatça bası yapılabildiğinden kanama çabuk durdurulabilir.


Kasık ya da koldan girişim yapıldıktan sonra damardaki kılıfın içinden kaygan kılavuz teller ve kateterler yardımıyla anjioplasti yapılacak tıkalı damara ulaşılır. Bu kateter ve teller anjiografi cihazının monitörlerinden görülerek ve elle çeşitli manevralar yaptırılarak daralmış ya da tıkanmış olan damarın içinden dikkatle geçirilir. Bu, anjioplasti işleminin en önemli aşamasıdır. Başarısız anjioplastinin en önemli nedeni tıkanıklığın kılavuz telle geçilememesidir.

Tıkalı damar bir defa kılavuz telle geçildikten sonra kılavuz tel bir köprü gibi kullanılarak balon veya stent ile damar genişletilir (dilatasyon). Daha sonra bir kontrol filmi çekilerek dilatasyonun yeterli olup olmadığı kontrol edilir. Dilatasyon yeterli görülürse işlem sonlandırılır, tüm malzemeler dışarı alınır, kasıktaki kılıf çekilir ve kanama durana kadar kasığa bası yapılır. Eğer istenirse, elle basmak yerine, kasıktaki kanı hemen durduran "kapatma cihazları" da kullanılabilir.


Anjioplasti başarıyla yapıldıktan sonra, bazı hastalarda aynı yerde yeniden daralma gelişebilir. Restenoz adı verilen bu olay, damarın kas tabakasındaki hücrelerin anjioplasti sırasında oluşan yırtıklardan damarın en iç tabakasına göçmesi ve orada çoğalması sonucu oluşur ve damarın anjioplastiye bir reaksiyonu olarak kabul edilir. Anjioplastiden genellikle 3-9 ay sonra oluşan restenoz yeniden balon ya da stentle tedavi edilebilir. Ancak, tekrarlayan olgularda mümkünse cerrahi tedavi tercih edilmelidir.Anjioplastiden sonra genişletilen damarın iç yüzünde küçük çatlaklar, yırtıklar ve düzensizlikler meydana gelir. Bunlar vücut tarafından zamanla iyileştirilir ve birkaç ay içinde anjioplasti bölgesi yeni bir tabaka (endotel) ile örtülür. Ancak endotel tabakası tamamlanana kadar, damarın iç kısmında oluşan bu düzensizlikler kan akımını bozabilir ve "trombosit" adı verilen küçük kan hücrelerini aktive ederek aniden pıhtılaşmaya neden olabilir. "Akut tromboz" adı verilen bu olayı engellemek için genellikle anjioplastiden bir hafta kadar önce, aspirin ve plavix gibi trombositlerin bir araya gelerek pıhtı oluşturmasını engelleyen ilaçlar başlanır. Antiagregan adı verilen bu ilaçlar genellikle endotel tabakası tamamlanana kadar ikili olarak kullanılır, daha sonra tek ilaç olarak ömür boyu devam ettirilir.

Anjioplastide damarı genişletmek için en çok kullanılan malzemeler balon, kesici balon ve stenttir. Kalp dışında vücudun bir çok damarında klasik balon ile yeterli dilatasyon (genişletme) sağlanabilir. Bazı sert darlıklarda, üzerinde özel bıçakları olan kesici balonlar kullanılabilir. Bu yöntemlerin yeterli olmadığı durumlarda genellikle stent yerleştirilir. Kalp, şah damarı ve beyin damarları gibi bazı özel damarlarda ise balonun yeterli olmadığı gösterilmiştir, bu damarlarda direkt olarak stent kullanılır.

 

Stent: Stentler, damarın içine yerleştirildiklerinde damar duvarının çökmesine engel olan metal örgü şeklinde malzemelerdir. Genellikle balondan sonra damar yeterince genişlemezse ya da damar yüzeyinde çok fazla düzensizlik olursa kullanılırlar. Ancak günümüzde, tüm kalp ve şah damarı darlıklarında ve ayrıca sadece balonla açılması zor olan sert, düzensiz ve kireçlenmiş darlık ya da tıkanıklıklarda da direkt olarak stent uygulanmaktadır.

Stentler damar içine iki farklı şekilde yerleştirilebilirler. Birincisinde, stent balon üzerine açılmamış haldeyken balonla birlikte tıkalı damara yerleştirilir. Daha sonra, balon şişirilerek stent damar duvarına yapıştırılır ve balon söndürülerek dışarı alınır. Bu tür "balonla genişleyen" stentler en çok kalp, böbrek ve barsak damarlarında kullanılır. İkincisinde ise, stent açılmamış olarak bir balona değil de özel bir katetere yüklenmiştir, üzeri de bir kılıfla kaplıdır. Bu kateter kılavuz tel üzerinden tıkalı damara yerleştirilir ve üzerindeki kılıf yavaşça açılarak stentin genişlemesi ve damar duvarına tutunması sağlanır. Bu tür "kendiliğinden genişleyebilen" stentler daha esnek yapıda olduklarından boyun ya da bacak gibi hareketli bölgelerdeki damarlarda tercih edilir.

 

Stentlerin son yıllarda kullanılan özel bir tipi de ilaçsalınımlı stentlerdir (drug eluting stents). Bu tür stentler, damara yerleştirildikten sonra belli bir süre damarın yeniden daralmasını (restenoz) engelleyici ilaçları salgılarlar. Yapılan bir çok çalışmada, ilaç salınımlı stentlerin restenoz gelişme oranını koroner kalp damarlarında yaklaşık 3 kat azalttığı gösterilmiştir. Ancak salınan ilaçlar, anjioplastiden sonra oluşan ve ani pıhtı oluşmasını engelleyen endotel tabakasının stenti kaplama hızını da yavaşlatmaktadır. Bu yüzden ilaç salınımlı stent yerleştirilen hastaların, trombositlerin bir araya gelerek pıhtı oluşturmasını engelleyen aspirin ve plavix gibi ilaçları daha uzun süre kullanmaları gereklidir.


Stent-greft:
 Klasik stentlerin cerrahi greftlerde kullanılan PTFE maddesiyle kaplanmış şeklidir. Tıpkı stentlerde olduğu gibi "balon üstüne yüklenmiş" ya da "kendiliğinden genişleyebilen" tiplerde olabilir. Stent-greftler, günümüzde en çok anevrizmaların (balonlaşma) endovasküler yolla tedavisinde kullanılmaktadır. Bunun dışında arteriovenöz fistül adı verilen atardamar ile toplardamarlar arasında oluşan kaçakların kapatılmasında ya da damarlarda oluşan yırtılmaların endovasküler yolla (damar içinden) kapatılmasında da kullanılabilir.İlaç salınımlı stentlerle, kalp dışındaki damar tıkanıklıkları için de (özellikle bacak ve böbrek damarları) bir çok çalışma yapılmıştır. Ancak, bugüne kadar ilaç salınımlı stentlerin kalp dışındaki diğer damarlarda restenozu azalttığı gösterilememiştir. Bu nedenle, günümüzde ilaç salınımlı stentler sadece kalp damarlarında kullanılmakta, diğer damarlarda ise klasik stentler tercih edilmektedir.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret25602
Saat
Linkler